U - Y . KÖYLERİMİZ

  • SAYFAYA DÖN
  • ZİLE 'NİN SİTELERİ

UĞURLUÖREN

Yenidağiçi, Uzunköy, Yalnızköy, Akgüller, Akdoğan, Büyükkarayün köyleri ile komşu olan ve ilçenin batısında bulunan Uğurluören Köyünün ası! ismi "Zehledin" dir. Bu isim Çerkez dilinde göç etmek anlamına gelmektedir. Köyün 1922 yılında Murat ve İdil adlı şahıslar tarafından kurulduğu söylenmektedir. Köy ilk defa Yenidağiçi Köyü yakınında kurulmuş, ancak bu yörede sivri sineğin bol olmasından dolayı şimdiki yere taşınmıştır. Sık ağaçlarla kaplı Çamlık isminde bir yaylası bulunan köyün ilçeye uzaklığı 12 km.dir. Ulaşım sorunu bulunmamaktadır. 14 haneden ibaret olan köyde, 1971 yılında eğitim ve öğretime başlanan köyde okul 1986 yılında Devlet tarafından 1 derslik ve 1 lojmanlı olarak inşa edilmiştir. İlk öğretimden sonra tahsile devam edenlerin çok olduğu köyde okuma-yazma oranı % 90'dır. Tamamı kıraç 1000 dekar arazide buğday, nohut, mercimek en çok yetiştirilen ürünlerdir. Köyde 150 büyükbaş, 350 küçükbaş hayvan mevcuttur. Hayvancılık genellikle yaylacılık şeklinde yapılmaktadır. Köyün yaylalarında madımak çok yetişmektedir. Bu yüzden çevre köylerden madımak toplamak için bu köye gelenler olmaktadır. Köyde kız kaçırma olayına rastlanılmamıştır. Düğünlerde köyün gençleri gelin almaya gelen oğlan evinin erkeklerine kız evinin önünde DÖGME diye adlandırılan oyunu oynarlar ve oğlan evinin erkeklerini döverler. Kavağın yaprağını tepeden dökmesi bolluğa işaret sayılırken bahar aylarında turnaların köy üzerinden geçmesi yokluğa işaret olarak sayılır.

UZUNKÖY

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.Eski ismi Bultu olup sonradan Uzunköy olarak değişmiştir.Ya da bilgi vardır ama araştırma yoktur.


UZUNÖZ

İlçenin batısında bir vadide kurulmuş olan Uzun-öz Köyü, Ayvalı, Yücepmar, Çayıroluğu ve Eskiderbent köyleri ile komşudur, ilçeye uzaklığı 35 km. dir. İsmini bulunduğu yerden alan köye ilk yerleşenlerin Terziler ailesi olduğu söylenmektedir. 90 haneden ibaret olan köyde, eğitim ve öğretim 1969 yılından beri geçici bir binada sürdürülürken 1990 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile 3 derslikli 2 lojmanlı olarak yeni bir okul yapılmıştır. Halen bu okulda 72 öğrenci öğrenim görmektedir. Okur-yazar oranı % 65 olan köyde ilköğretimden sonra tahsile devam edenlerin sayısı çok azdır. Köyün 600 dekarı kıraç, 1000 dekarı sulanabilir arazisinde, buğday, arpa, baklagiller yetiştirilmektedir. 15 traktör olmasına rağmen, arazinin bir bölümü engebeli olduğundan tarımda karasaban kullanılmaktadır. 100 büyükbaş, 300 küçükbaş hayvan bulunmakta olup, arıcılık yapanlara da rastlanır. Köyün camiisi, okulu, otomatik telefonu ve elektriği mevcuttur. İçme suyu şebeke sis-temijle evlere dağıtılmıştır. Köyde evler genelde kerpiçden yapılmadır. Evlerin dış kapı üzerinde nazardan koruduğuna inanılan üzellik otu asılır. Halk arasında yayla çorbasına "TOYGA" çorbası ismi verilir. Kan davasının olmadığı köyde zaman zaman kız kaçırma olaylarına rastlanılır. Ancak bu kız kaçırma olayları akrabalar arasındaki iyi ilişkileri bozmamakta ve akrabalar arasındaki evlilikler devam etmektedir. Nişan, düğün merasimlerinde bütün köy halkına yemek verilir. Erkekler ateş etrafından simsim denen oyunu oynarlar. Çevre köylerde de söylendiği gibi kavak ağacının yapraklarını tepeden dökerse kışın sert geçeceğine inanılır. Köyde halen 3 tane Kore Gazisi yaşamaktadır.



ÜÇKAYA


Üçkaya ilçenin güneyinde bulunan Üçkaya Köyü, Alıçözü, Çiçekpmarı, Evrenköy ve Çekerek ilçesinin Hanözü Köyleri ile komşudur. Köy ismini yakınında Üç Öbek halinde bulunan tabii kaya kümelerinden almıştır. İlçeye 23 km. mesafede olan köyün ulaşım sorunu bulunmamaktadır. 1600 yıllarında Beydilli Aşireti tarafından kurulduğu ve köye ilk yerleşen ailenin de Salih oğulları ailesi olduğu söylenmektedir. 116 haneden ibaret olan köyde, 1958 yılında Devlet tarafından yaptırılan okul binasında başlayan eğitim öğretim, 1990 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılan 5 derslikli 3 lojmanlı okulda devam etmektedir. Köyde okur-yazar oranı % 70 'dir. Tamamı kıraç olan 10.000 dekara yakın arazide buğday, arpa, mercimek ve nohut yetiştirilir. 90 traktör mevcut olup,arazi meyilli olduğu için karasabanda kullanılmaktadır. 1500 küçükbaş ve 1000 büyükbaş hayvanı bulunan köyde, hayvancılık gelişmiştir. Hasat mevsimi dışında çevre il ve ilçelerde işçi olarak çalışan pekçok kişi vardır. Okulu, otomatik telefonu, elektriği mevcut olan köyde halk içme suyunu umumi çeşmelerden temin eder. Sanda ve Fırdıklı isimli kutsal sayılan yerler halk tarafından ziyaret edilir. Köy halkı sağlık sorunlarını Yalınyazı'daki sağlık ocağına ve ilçeye giderek çözümler. Ancak mecbur kalmadıkça doktora gidilmeyen köyde nüfus planlamasına hiç uyulmamaktadır. Kız kaçırma olayları yaygın olan köyde Üçpeş önlük, belbağı, saç bağı, fes, elmalı, kadınların günlük kıyafetlerindendir.


ÜÇKÖY

Üçköy İlçenin batısında bulunan Üçköy, Yeşilce, Küçük karayün, Karşıyaka, Reşadiye ve Eskidağiçi köyleriyle komşudur. Köy evlerinin üç ayrı yerde toplanmış olması nedeniyle Üçköy ismini aldığı sanılan köyün ne zaman kurulduğu bilinmemektedir. Köye yerleşen ilk ailelerin Rıfat Tarhan ve Abdul Kahya ailesi olduğu, köydeki diğer ailelerin Sorgun ilçesinin Baba Yağmur ve İncesu köyleri ile Erzincan, İskilip ve Suriye'den buraya göç ettileri söylenmektedir.Köyün ilçeye uzaklığı 18 km. dir. Yolun 14 km.si asfalt 4 km.si stabilizedir. 70 haneden iberet olan köyde, okul 1960 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile 2 derslikli 1 lojmanlı olarak inşa edilmiş daha sonra iki katlı iki daireli lojman ilave edilmiştir. Halen 41 öğrenci öğrenim görmektedir. Yüksek tahsil yapanlar diğer köylere göre daha fazla olup, okur-yazar oranı % 90'dır. 1000 dekar kıraç, 4500 dekar sulu arazide mercimek, nohut, buğday, şeker pancarı ve son yıllarda en iyi kuruyemişlik ay çiçeği yetiştirilmektedir. Köyde 300 büyükbaş, 150 küçükbaş hayvan mevcuttur. Arıcılık az da olsa yapılmaktadır. Köyde 50 adet traktör mevcuttur. Genelde nüfus planlamasına uyulan köyde hastalık halinde tıbbi yöntemlere başvurulur. Kız kaçırma olayı ve kan davası görülmez. Leyleğin bez parçası getirmesinin köyde ölüm çok olacağına, baykuş hangi evin üzerinde öterse o evde ölüm olacağına işaret sayılır. Uzun yıllar Zile Lisesinde Resim Öğretmenliği yapan ressam Fikret TARHAN ile köy düğünlerindeki güreşlerde adını duyuran pehlivan Sefer KOÇ bu köydendir


ÜTÜK KÖYÜ


İlçenin güney doğusunda bir dağ eteğinde bulunan Ütük Köyü; Selamet, Özyurt, Şeyhnusrettin, Korucuk köyleri ve Turhal ilçesiyle komşudur. Bugüne kadar herhangi bir değişikliğe uğramayan Ütük adının nereden geldiği bilinmemektedir. Zile-Pazar asfalt yoluna 1,5 km. stabilize yol ile bağlı olan köyün, ilçeye uzaklığı 12 km. dir. Rakımı 650 m.dir. Köye ilk yerleşenlerin Hasan Kahya ve Kadiroğulları aileleri olduğu söylenmektedir. Karasal iklime sahip olan köyün çevresinde Sivriçal, Tür-lütepe, Seyrentepe, Kadıçalı ve Kazova ovası vardır. 40 haneden ibaret olan köyde, 5000 dekar kıraç arazisi bulunan köyün geliri tarım ve hayvancılığa dayanır. Arazisinde arpa, buğday, nohut, mercimek, ayçiçeği, şeker pancarı yetiştirilmektedir. Köyde 17 adet traktör vardır. Arazinin yetersiz olması nedeniyle köyden kentlere göç olayı görülmektedir. 200 büyükbaş hayvan bulunan köyde küçükbaş hayvan beslenmemektedir. Eğitim-öğretime 1967'yılmda başlanan köye 1979 yılında Devlet tarafından 2 derslikli 2 lojmanlı bir okul yapılmıştır. Göç nedeniyle öğrenci mevcudunda düşüş görülür. Okuma-yazma oranı % 80'dir Nüfus planlamasına uyulan köyde hastalık ve doğumlarda doktora başvurulmaktadır. Evleri genellikle kerpiçten yapılmıştır. Genelde üfürükçü ve muska yazanlara inanılmamakla beraber bazı evlere üzellik ve boynuz asanlara rastlanmaktadır. Kız kaçırma olayı, akraba evliliği ve birden çok evlilik görülmeyen köyde düğünler üç gün sürer. Gelin almaya oğlan tarafı konvoy halinde gider. Oyunlar oynanır. Halay çekilir. Köylüler arasında sınır ve su yüzünden anlaşmazlıklar vardır. Buna rağmen ölen veya hapiste yatana rastlanılmaz. Kan davası yoktur.


ÜYÜK


İlçenin güneyinde yer alan Üyük Köyü, Hatıppınarı, Çiçekpınarı köyleri ile Evrenköy ve Yıldıztepe kasabalarına komşudur, ilçeye uzaklığı 27 km. olan köyün, yolunun 23 km. si asfalt 4 km. si stabilizedir. Ulaşım taksi ve minübüslerle sağlanmaktadır. Hitit Dönemine ait olduğu sanılan bir Höyük'ün güney ve batı tarafında kurulmuş olan ve kuruluş tarihi kesin olarak bilinmeyen köye ilk yerleşenlerin Kadıoğlu ailesi olduğu söylenmektedir. 33 haneden ibaret olan köyde, eğitime 1962 yılında geçici bir binada başlanan köye, 1985 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile iki derslikli bir lojmanlı okul yapılmıştır. Okur-yazar oranı % 90'dır. Köy halkının eğitim ve öğretime karşı tutumu çok iyidir. Açılan okuma-yazma ve biçki-dikiş kurslarına katılma oranı çok yüksek olmuştur. Köyün 2000 dekarı sulu, 1500 dekarı kıraç olan arazisinde şeker pancarı, tahıl ve baklagiller yetiştirilmektedir. Kuzey taraf da bulunan sulama amaçlı Yıldıztepe Göleti köye pek fayda sağlamamaktadır. Bazı aileler fenni usullerle arıcılık ve hayvan besiciliği yapmaktadırlar. Yurt dışında sürekli, yurt içinde mevsimlik işçi olarak çalışmaya gidenler oldukça fazladır.Nüfus planlaması yapılan köyde hastalık halinde tıbbi yöntemlere başvurulmakta olup, sağlık sorunları ilçede çözümlenmektedir. Çevrede av hayvanlarından başka tavşan, tilki, keklik, bıldırcın, yaban kazı ve yaban ördeği bolca bulunmaktadır. Evleri genel olarak kerpiçten yapılan köyde ev görme adedi yoktur. Nazardan korunmak için nal ve üzellik asılmaktadır. Salı günü işe başlamanın uğursuzluk getireceğine inanılmaktadır. Akrabalık ilişkileri iyi durumda olmakla birlikte akraba evliliği yok denecek kadar azdır. Birden fazla evlilik, kız kaçırma olayı ve kan davasına rastlanmamaktadır.


YALNIZKÖY

İlçenin batısında yer alan ve 10 km. mesafede bulunan Yalmzköy; Uzun-köy, Akgüller, Kepez, Çayır ve Sofular köyleri ile komşudur. Köyün 150-200 yıl önce kurulduğu tahmin edilmektedir. Köye ilk yerleşenlerin Ebiloğulları, Kendir-oğulları ve Eyüpler aileleri olduğu söylenmektedir. Önceleri hayvancılığa elverişli, Kepez Köyü ile Saraç Köyleri arasındaki Alan ismini verdikleri yere yerleşen bu üç aile, daha sonra geniş mera ve otlak bulunan şimdiki yere göç etmişlerdir. 1990 nüfus sayımına göre 504 kişi yaşayan köyde, okur-yazar oranı % 90'dır. 1964 yılında Devlet tarafından 2 derslikli, 2 lojmanlı olarak yapılan ilk okulda; 57 si kız, 104 öğrenci mevcuttur. Tamamı kıraç 4500 dekar arazide buğday, arpa ve baklagiller yetiştirilmektedir. 300 büyükbaş 600 küçükbaş hayvanın mevcut olduğu köyde, ihtiyaç için arıcılık yapılmaktadır. Kavak ağaçları yaprağını tepeden dökerse kışın sert olacağına, baharda yılanın bol olmasından yazın sıcak ve kuru geçeceğine, pazar günleri ekim ve dikim yapılırsa, ürünün kurtlanıp bozulacağına, kapı eşiklerine oturmanın ve baykuşun uğursuzluğuna inanılmaktadır. Çocuklara en fazla Bade, Kiraz, Fidan, Deste isimleri konulan köyde kadınlar, simli ve püsküllü saya ismini verdikleri giyecekleri kendileri hazırlamakta ve yöresel kıyafetler giymektedirler. Kavak ağaçları yaprağını tepeden dökerse kışın sert olacağına, baharda yılanın bol olmasından yazın sıcak ve kuru geçeceğine, pazar günleri ekim ve dikim yapılırsa, ürünün kurtlanıp bozulacağına, kapı eşiklerine oturmanın ve baykuşun uğursuzluğuna inanılmaktadır. Çocuklara en fazla Bade, Kiraz, Fidan, Deste isimleri konulan köyde kadınlar, simli ve püsküllü saya ismini verdikleri giyecekleri kendileri hazırlamakta ve yöresel kıyafetler giymektedirler.

YAPALAK


İlçenin batısında yer alan Yapalak Köyü; Büyük-özlü, Akçakeçili, Acısu ve Narlıkışla Köyleriyle komşudur. İlçeye 29 km. uzaklıkta olan köyün Cellokışla isimli bir mezrası vardır. Köyde yapağı yün üretiminin bol olmasından esinlenerek söylenen "yapağı" sözcüğünün "Yapalak"a dönüşmesinden köyün bu ismi aldığı sanılmaktadır. Hangi tarihte kurulduğu belli olmamakla beraber ilk yerleşenlerin Deli İs-mailler, Hacı Ömerler ve Kınalıoğulları aileleri oldukları ve Haymana'dan geldikleri söylenmektedir. 55 haneden ibaret olan köyde, 1960 yılında eğitim ve öğretime başlayan köyde 1987 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yeni bir okul ve 1 lojman yapılmıştır. Okulda halen 55 öğrenci öğrenim görmektedir. Yüksek öğrenim yapan öğrenci sayısı fazladır. Okur-yazar oranı % 75 'dir. 2000 dekarı sulu, 100 dekarı kıraç arazisinde patates, soğan, şeker pancarı, ayçiçeği ile yöre tahılları ve baklagiller yetiştirilmektedir. 325 büyükbaş, 400 küçükbaş hayvan mevcuttur. Düğünlerde oynanan simsim ve kartal oyunları bu köye has bir oyundur. Akraba ilişkileri iyi olan ve birden çok evlenmeye rastlanılmayan köyde kız kaçırma olayı ve kan davası görülmez. Cuma günleri tohum ekilmesi ve çamaşır yıkanması uğursuz sayılmaktadır. Bazı aileler sütü pişirmeden evden çıkmazlar. Eğer pişmeden çıkması gerekirse içine nazardan korunmak için kömür parçaları atarlar. Kuluçkaya yatırmak için yumurta vermeyi iyi saymazlar. Köyün güneyinde Sıtmapınarı çevresindeki ağaçların kutsallığına ve dallarına nal, yumurta, para, iplik ve bez parçaları bağlanarak dileğin gerçekleşeceğine inanılır. Köyde bir tane Kore Gazisi yaşamaktadır.

YARAŞ

İlçenin batısında bulunan Yaraş Köyü, Küçükaköz, Haremikışla, Sekikışla, Narlı-kışla Yapalak ve Acısu köyleri ile komşudur. Bir orman köyü olan Yaraş'ın ilçeye uzaklığı 32 km. olup, yolun 8 km. si stabilizedir. Ulaşım taksi ve minübüslerle yapılmaktadır. Rakım 900 m.dir. 250 yıl evvel Molla Hasanoğulları, Köse Yusufoğulları ve Zobioğulları aileleri tarafından kurulduğu söylenmektedir. Köy, 1942 yılı Ağustos ayında meydana gelen sel felaketinde büyük maddi zarar görmüştür. 55 haneden ibaret olan köyde, geliri tarıma dayalı olup, hayvancılık ihtiyaç için yapılmaktadır. 2500 dekar olan köy arazisinin tamamı kıraç olup, arpa, buğday, nohut, mercimek, fiğ gibi ürünler yetiştirilmektedir. Köyde ekilebilir arazinin yetersiz olması nedeniyle özellikle İstanbul'a işçi olarak gidenlerin sayısı oldukça fazladır. Genelde göç olayı görülmektedir. Köyde 400 büyükbaş, 600 küçükbaş hayvan mevcuttur. Son yıllarda arıcılıkla ilgilenen ailelere de rastlanmaktadır. 1965 yılından beri eğitim ve öğretim yapılan köye 1985 yılında 2 derslikli 1 lojmanlı okul yapılmıştır. Halen okulda 57 öğrenci öğrenim görmektedir. Köy halkında okuma alışkanlığı yok denecek kadar az olup, okur-yazar oranı % 40'dır. Başlık parasının çok yüksek olması kız kaçırma olaylarının sıkça görülmesine sebep olmaktadır. Düğünlerde, davul ve zurna eşliğinde yöre oyunları oynanır ve tüm köy davet edilerek yemek ziyafeti verilir. Erişte, kuskus ve yöreye özgü Hingel yemeği meşhurdur.

YAYLAKENT

İlçenin güneyinde bulunan Yaylakent Köyü, Güzelbeyli, Çamdere ve Kuruçay köyleri ile komşudur.Eski ismi Gederükdür. ismini yaklaşık olarak 150 yıl önce buraya yaylacılığa gelen göçer ailelerin bölgeyi beğenmeyerek buranın dağlık ve yerleşime pek uygun olmadığını belirten "geldik isek gederük" sözlerinden aldığı sanılmaktadır. Daha sonra Gederük ismi Yaylakent olarak değiştirilmiştir. Köye ilk yerleşenlerin Afoğlu, Çıtıkcıoğlu, Aşıkkoca, Çobanüsük ve Garipoğlu aileleri olduğu söylenmektedir. İlçeye uzaklığı 35 km. olup, ulaşım sorunu bulunmamaktadır. 160 haneden ibaret olan köyde, eğitim ve öğretim 1966 yılında başlamıştır. 1971 yılında Devlet tarafından yaptırılan 2 derslikli ve 1 lojmanlı okula daha sonra 2 derslik ve 1 lojman ilave edilmiştir. Okulun halen 177 öğrencisi vardır. Okuma alışkanlığı yok denecek kadar az olan köyde okur-yazar oranı % 60 civarındadır. 2000 dekar arazinin tamamı kıraç olup, bu arazide arpa, buğday, mercimek, nohut ve fiğ gibi ürünler .yetiştirilmektedir. İsminden de anlaşılacağı üzere bir yaylada kurulu olan köyde hayvancılık çok gelişmiştir. 700 büyükbaş, 1100 küçükbaş hayvan mevcuttur. Hasat mevsimi dışında mevsimlik işçi olarak köyden pek çok kişi diğer şehirlere gitmektedir. Köy halkı Orta Asya Türk geleneklerine bağlı olarak sosyal yaşantılarını devam ettirmekte olup, üçpeşli giysi giyen kadınları yanında erkeklerde çuha, şalvar ve cepken giymektedirler. Düğünlerde eşit sayıdaki erkek ve kadınlar semah gösterisi yaparlar. Bayramlarda aşıklar, çöğür* denen sazları ile yöresel ezgiler okumaktadırlar. Köy kadınları basit tezgahlarda kilim, cicim ve altıparmak dokumaktadırlar. Bir Kıbrıs Gazisi vardır.

YAYLAYOLU

İlçenin kuzeyinde yer alan Yaylayolu Köyü; Kervansaray, Karakaya, Yünlü köyleri ile komşudur. Zile-Amasya (Terziköy) yolu üzerinde bulunan ve ilçeye 12 km. uzaklıkta olan köy eksiden tepe üzerinde iken, sonra biraz daha aşağıdaki kuytu bölgeye kaydırılmıştır. Rakımı 1400 m. dir. Yayla özelliği taşıdığı için Yaylayolu adını aldığı sanılan köyün eski adı Bacul'dur. Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber ilk yerleşenlerin İmamgil ve Aydoğulları aileleri oldukları, köydeki bazı ailelerin de Sivas ve Samsun yörelerinden gelerek buraya yerleştikleri söylenmektedir. 110 haneden ibaret olan köyde, geliri tarım ve hayvancılığa dayanan köyün arazisinde buğday, arpa, çavdar, fiğ, nohut, yulaf, mercimek yetiştirilmektedir. 10.000 dekar arazinin kıraç ve verimsiz olması nedeniyle köyde büyük bir göç olayı görülmektedir. Bu göç sonucunda ekilmeyen terk edilmiş arazilerin miktarı her geçen gün artmaktadır. 1500 adet büyükbaş, 2600 küçükbaş hayvan bulunan köyde, besicilik yapan ailelere de rastlanılmaktadır. 1946 yılında yapılan ilkokul ihtiyaca cevap vermediği için 1976 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yeni bir okul yapılmıştır. Okulunda kayıtlı 111 Grencisi bulunan köyde okuma-yazma oranı %90'dır. Halk son yıllarda çocuklarını ilkokuldan sonra tahsile devam ettirmeyip, İstanbul'a işçi olarak göndermektedir. Günlük gazete okuyanlara az da olsa rastlanılan köyde, bir defa okuma-yazma kursu açılmıştır. Okulu, elektriği, telefonu, Jandarma Karakolu bulunan köyde, halk içme suyu ihtiyacını umumi çeşmelerden temin etmektedir. Nüfus planlaması yapılan ve hastalık halinde tıbbi yöntemlere başvurulan köyde sağlık sorunları ilçede çözümlenmektedir. Çoban ve bekçinin medet umduğu tabiat üstü inanışlar bulunmayan köyde Muharrem ayında yaş ağaç kesmenin uğursuzluk getireceğine inanılır. Dikmen evliyası denilen ziyaret yeri köylüler tarafından ziyaret edilmekte ve burada adak kurbanları kesilmektedir. Köy kadınları tarafından halen kilim, cecim, şal, dokuma, oya ve boncuk işleri yapılmakta, yöresel kıyafetler giyilmektedir. Akraba ilişkileri iyi olan köyde birden fazla evliliğe, kız kaçırma olayına ve kan davasına rastlanılmamaktadır. Köyde 4 gün süren düğünlerde damadın ve gelinin banyoya götürülüp hazırlanması düğün sırasında damadın yıkandığı gün ödüllü güreş düzenlenmesi, maniler söylenip halay çekilmesi ve semah gösterisi bütün köy halkının sacıyaya (içkili yemek) davet edilmesi gibi düğün adetleri halen devam etmektedir.


YENİDAĞİÇİ

İlçenin batısında bulunan Yenidağiçi Köyü, Koçaş, Uzunköy, Uğurluören ve Eskidağiçi köyleri ile komşudur. Yaklaşık 200 yıl önce Akçeoğulları ve Koçer aileleri tarafından kurulduğu söylenen köye, önceleri ormanlık ve dağlık bir alan içerisinde olmasından bu ismin verildiği söylenmektedir. Şimdi bu ormanlık alan tamamen yok edilmiştir. Köyün eski ismi Yukarı Kirampa'dır. Rakımı 1210 m.dir. Önceleri İğdir Nahiyesine bağlı olan köy, nahiyelerin kaldırılmasından sonra Zile'ye bağlanmıştır. Ulaşım sorunu bulunmamaktadır. 17 km.lik yolun 3 km.si stabilizedir. 123 haneden ibaret olan, hayvancılık, tarla tarımı, arıcılık yanında meyvecilik ve bağcılıkta yapılmaktadır. Ekilebilir arazinin nüfusa göre az olması nedeniyle nüfusun yarısı mevsimlik işçi olarak İstanbul'a gitmektedir. Eğitim ve öğretim, 1932 yılında yapılan İlkokulda başlamış. Daha sonra binanın eski ve yetersiz olmasından dolayı Devlet-vatandaş işbirliği ile 4 derslikli bir okul ve 2 lojman yapılmıştır. Köyün okuma-yazma oranı % 90'dır. Halıcılık ve mobilyacılık kurslarına ilgi büyük olmuştur. Camiisi, toplantı ve düğünlerinin yapıldığı bir köy konağı bulunmaktadır. Köyde sağlıkevi olmadığından tedavi için ilçeye gidenler çoğunlukta olmasına rağmen; evliya, muska, kırık-çıkıkçı gibi çeşitli yollarla tedavi olmaya çalışanlara da rastlanır. 1986 yılında elektriğe kavuşan köyde, 70 adet traktör, 5 adet ekin biçme makinası, 50 adet patoz bulunmaktadır. Köy yakınında halkın yağmur duası için gittiği Ardıçlı Dede isimli ziyaret yeri bulunmaktadır. Çobanların kurtların koyunlarına saldırmasını önlemek amacıyla kurt ağzı bağlatma adı verilen bir muska yazdırdıkları söylenmektedir. Köyde 3 İstiklal Savaşı Gazisi ve 3 Kore Gazisi vardır.

YENİDERBENT


İlçenin güneyinde yer alan köy, Çeltek, Karakuzu, Belpınarı köyleri ve Yıldız-tepe Kasabası ile komşudur, ilçeye uzaklığı 16 km. olan köy yolunun 3 km.si stabilizedir. Ulaşım minübüs ve taksilerle yapılmaktadır. İlk ismi Çerkezderbenti olan köyün adını buraya yerleşen Çerkezlerden aldığı, daha sonra Çerkezlerin çoğunun göç etmesi üzerine köyün adının Yeniderbent olarak değiştirildiği söylenmektedir. Bir vadi içinde olan köyün kuruluş tarihi belli değildir. Meşe ağaçları ile kaplı Perkaya Dağı eteğinde bulunan köyün önündeki "ovaya ortasal" ovası denilmektedir. 34 haneden ibaret olan köyde, geliri tarıma dayanan köyde bağcılık önemli bir gelir kaynağıdır. Hemen hemen her evin önünde bir bağ bulunmaktadır. Köyün 1500 dekarı sulanabilir, 150 dekarı kıraç arazisinde arpa, buğday, nohut, şeker pancarı yetiştirilmektedir. Arazinin büyük bölümü Belpınar Göletinden sulanmaktadır. Köyde 23 traktör mevcuttur. Ekilebilir arazinin yetersiz olması nedeniyle kentlere çalışmaya gidenlerin yanında göç olayıda görülmektedir. Hayvancılık ihtiyacı karşılamak için yapılmakta olup, 90 büyükbaş, 150 küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Eğitim ve öğretim 1963 yılında başlamış ancak okulun eski olması nedeniyle 1985 yılında Devlet-vatandaş işbirliği ile yeni bir okul ve bir lojman yapılmıştır. Okuma-yazma oranı % 98'dir. Köy halkının okumaya karşı tutumu iyidir. Nüfus planlamasına uyulmakta, hastalık halinde tıbbi yöntemlere başvurulmakta, sağlık sorunları ilçede çözümlenmektedir. Birden fazla evliliğin görülmediği köyde kız kaçırma ve kan davasına da rastlanılmamaktadır.

YENİKÖY

İlçenin doğusunda yer alan Yeniköy, Kireçli, Emirveren ve Ütük köyleriyle komşu olup, geniş bir ova üzerinde kurulmuştur. İlçeye uzaklığı 7 km.olup yolunun Zile-Turhal asfaltından ayrılan 2 km. Si stabilizedir. Tren istasyonuna uzaklığı 3 km. Olan köyün rakımı 650 m. Dir. Eski adı Han olan köye ilk olarak Tokat'ın Serpin Köyünden gelen üç ortakçı aile yerleşmiştir. Kurtuluş Savası yıllarında eski ahalinin köyü terk etmesi üzerine, yeni aileler gelmiştir. Köye gelen aileler köyü yeniden kurdukları için Cumhuriyet Döneminde adı Yeniköy olmuştur. İlk yerleşen aile Bal ailesidir. 29 haneden ibaret olan, köyün geliri tarım ve hayvancılığa dayanır. 5000 dekarı sulanabilir 350 dekarı kıraç olan arazide buğday, arpa, mercimek şeker pancarı, ay çiçeği, fasulye, nohut gibi ürünler yetiştirilir. 100 büyükbaş, 1500 küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Tarım modern usullerle yapılmakta olup, 19 traktör, 5 biçer döver, 19 pulluk, 5 ayçiçeği ekme makinası, 4 saman makinası ve 12 ilaçlama makinası mevcuttur. Dikkate değer göç olayına rastlanmaz. 1967 yılında vatandaşlar tarafından yapılan iki derslikli okulda eğitim ve öğretim sürdürülmektedir. Okuma-yazma oranı % 98'dir. Kahvehane bulunmayan köyde günlük gazete ve kitap okuyanlara rastlanılmaktadır. Sağlıkevi bulunmayan ve sağlık sorunları ilçede çözümlenen köyde nüfus planlamasına uyulduğu görülmektedir. Köyde çoban ve bekçi tutulduğu zaman tabiat olaylarından korunmak için bekçinin değneğinin suya ıslanması, hasattan önce birlik kurbanı kesilmesi, temel atarken kurban kesilmesi, ev yapılırken bayrak ve üzellik asılması, eve dikilen direğe komşu ve akrabalardan hediye olarak gelen çeşitli kumaşların bağlanması, düğünde damada aile bireyleri tarafından inek, koyun, tarla gibi hediyeler verilmesi, yastık kaçırılması, damat evine gelin indiğinde gelinin uysal olması için koyun postuna oturtulması adettendir. Uğursuz sayılan günler yoktur. Akraba ilişkileri iyi durumda olup, birden fazla evlilik, kız kaçırma ve kan davasına rastlanmaz. Kavak ağacı yaprağını tepeden dökerse, ayva çiçeği çok olursa, kışın uzun ve soğuk olacağına inanılır. Halk arasında şu beyit söylenir: "Zarar geliyor yakın, Ayva çiçeğini sakın"

YEŞİLCE


Yeşilce İlçenin güney batısında yer alan Yeşilce Köyü, Karşıyaka, Osmanpmarı, Üçköy ve Küçükkarayün köyleri ile komşudur. İlçeye kısa ve uzun iki yoldan gitmek mümkündür. Savcı Köyünden geçen yol 12 km.Üçköyden geçen yol 28 km. dir. Kırlar Tepesi, Kayadibi, Köroğlu ve Çatak ovası ile çevrili olan ve yüksekçe bir tepenin yamacında bulanan köyün rakımı 750 m.dir. Kışın çevre ile bağlantısında güçlük çekilmektedir. Köyün ilk ismi Gavarcuk'dur. Köyde bulunan evliyadan dolayı ismine Şıheylik denmişse de daha sonra çevrenin yeşillik olması nedeniyle köyün ismi Yeşilce olarak değiştirilmiştir. Malazgirt Zaferinden sonra Oğuz boylarından 12 çadırlık bir Türkmen kafilesinin köye geldiği, Anadolu'nun manevi mimarlarından ve Horasan erenlerinden yedi kardeşin en büyüğü olan Şeyh Mehmet Efendinin buraya gelerek yerleştiği, halen köyde yaşayan ve Topçular denilen ailenin Şeyh Mehmet soyundan olduğu rivayet edilmektedir. Yeşilce, ilçemizde Çeltek, Karaşeyh, Şeyhnusrettin gibi ilk yerleşim birimi olan köy-lerimizdendir. Köyün eski Zile-Yozgat kervan yolu üzerinde bulunması buranın bir zamanlar çok önemli yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. 96 handen ibaret olan köyde, geliri tarım ve hayvancılığa dayanan köyde 60 traktör mevcuttur. 400 büyükbaş, 800 küçükbaş hayvan bulunmakta az da olsa arıcılık yapan ve kümes hayvanı besleyenlere rastlanmaktadır. Arazinin yetersizliği nedeniyle kentlere göç görülmektedir. Yurt içinde ve yurt dışında çalışmaya gidenler çoktur. 1960 yılında öğretime başlanan ilkokula, 1991 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile ek derslik ve lojman ilave edilmiştir. Sağlık sorunları 1987 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılan sağlıkevinde giderilen köyde, nüfus planlaması yok denecek kadar azdır. Gerekli hallerde tedavi için ilçeye gidilmektedir. Ziyaret olarak bir türbe ve kırklar tepesi denilen bir mevkii bulunur. Bu tepede kırk ermişin yattığına inanılır. Köyün içindeki türbede yatan Şeyh Mehmet Efendi ile ilgili değişik efsaneler anlatılmaktadır. En yaygın olanı şöyledir: "Şeyh Mehmet icazetini almak için Amasya'daki şeyhe gitmiş, mütevazi bir kişiliği olduğu için sona kalmış, icazeti veren "Şeyh, "gel bakalım Mehmet ne kerametin var göster" demiş. Şeyh Mehmet, binanın direğini tutmuş, sallamış. Direkle beraber bütün bina sallanmaya başlayınca,Amasya'daki Şeyh, Şeyh Mehmet Efendiye, tamam şeyhim tamam, iyilik bulasın şıhım "diye bağlılığını bilidirmiştir. Köyün adının; Şeyhe izafeten, ŞIHEYLİK olduğu söylenmektedir. Köydeki türbe Selçuklu dönemi mimari özelliği taşır. Çatının iç düzeni, duvarlarındaki resimler ilgi çekicidir. Türbede bayrak ve sancak bulunmaktadır. Şeyh Mehmet Hz. ait geyik derisine yazılı bir şecere ve türbenin icazetnamesi bulunmaktadır. Şecere aynı köyden Mahmut Tekin tarafından korunurken, şecerenin Türkçesinin Mehmet Yücel isimli kişide bulunduğu söylenmektedir. Karakedi ve baykuşun uğursuz sayıldığı köyde günlerin uğursuzluğuna inanılmaz. Akraba evliliği yaygın olan köyde düğünlerde damadın traş edilmesi, gelinin ata bindirilmesi geleneği sürmekte olup, kız kaçırma olayına rastlanılmaz. Kan davası bu gün de devam etmektedir.

YÜCEPINAR

İlçenin batısında yer alan Yücepınar Köyü; Uzunöz, Gümüşkaş, Köylü-ünürü ve Ayvalı köyleriyle komşudur. Adını yüksekçe bir yerde olan ve köye 2 km. uzaklıktaki bir çeşmeden aldığı sanılmaktadır. Bir dağ köyü olan Yücepmar'ın Ciğerbağı adında bir mezrası bulunmaktadır. Çevresi ormanla kaplıdır. İlçeye 38 km. uzaklıktaki köy yolunun 22 km. asfalt kalan 16 km. lik bölümü stabilizedir. 35 haneden oluşan köyde, geliri tarım ve hayvancılığa dayanır. Ancak arazinin tamamının kıraç ve yetersiz olması, hayvancılığın gelişmemesi gibi nedenler köy halkının yüzde 70'nin Zile ve büyük şehirlere göç etmesine sebep olmuştur. Yetersiz olan bu kıraç arazide buğday, arpa, nohut, mercimek ve fiğ üretilmektedir. Köyde eğitim ve öğretim 1967 yılından beri sürmektedir. 1985 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yeni bir ilkokul ve lojman yapılmıştır. Ciğerbağı mezrasında da ilkokul mevcuttur. Okuma yazma oranı % 80'dir. Telefonu, elektriği, sağlıkevi mevcut olan köyde halk içme suyu ihtiyacını umumi çeşmelerden temin etmektedir. Kaba Ardıç denilen ziyaret yerine Hz. Ali'nin geldiğine ve burada dinlendiğine inanılır. Adak kurbanlarının kesildiği ve yağmur duası için Mayıs ve Eylül aylarında halkın topluca gittiği ziyaret yerinde asırlık ardıç ağaçları bulunmaktadır. Bu yörede bulunan ağaçlan kesenlerin bir felaketle karşılaşacağına inanılır. Kadınlar üçpeş adı verilen günlük kıyafetler giyerler. Eskiden yaygın olan güreş ve cirit oyunu unutulmaya yüz tutmuştur. Düğünlerde yapılan eğlence ve yarışmaların eski önemini kaybettiği Yücepmar'da, kan davasına rastlanmaz. Akraba ilişkileri kuvvetlidir. Kız kaçırma olayları az da olsa görülmektedir. İstiklal Savaşında pek çok şehit veren köyde, çiftçiliğe çok önem verilmekte ve çiftçinin alın teri kutsal sayılmaktadır. Köye bağlı "Ciğerbağı" mezrası yakınlarındaki tarihi değeri büyük olan Hacıboz Köprüsü görülmeye değer bir eserdir. Ünlü halk ozanları KEMTERİ, SEFİL ETNA ve SADIK DOĞANAY Yücepınarlı'dır. 1900-1965 yılları arasında yaşayan ve asıl adı Abuzer Doğanay olan Sefil Etna, Aşık Kemteri'nin oğludur. Sadık Doğanay'a hocalık etmiştir. İki gözü kör olan ve 1933-1979 yılları arasında yaşayan mahalli sanatçı Sadık Doğanay'ın eserleri halen Radyo ve TV. de icra edilmektedir. Muharrem Ayında aşure çorbası pişirilmesi adet olan köyde Cem denilen tarikat ibadeti yapılır. Kurban kesilir. Lokma yedirilir, kardeş tutulur. Kardeş kurbanı kesilir. Buna Musahip denir.

YÜNLÜ


İlçenin kuzeyinde bulunan Yünlü Köyü, Bayırköy, Derebaşı ve Yaylayolu köyleri ile komşudur. Köyün yerleşim yerinin eskiden ormanlık bir bölge olduğu bu bölgeye hayvan besiciliği için her yıl yaylacıların geldiği söylenmektedir. Rivayete göre çalılara takılıp kalan yünler yaylacılar gittikten sonra Zile'den gelen yoksul insanlar tarafından toplanarak değer-lendirilirmiş. Bu nedenle köyün isminin önceleri "Yünlük" olduğu daha sonrada bu ismin Yünlü'ye dönüştüğü sanılmaktadır. Köyü Soloğulları adlı bir Türkmen ailesinin kurduğu söylenmektedir. Zile-Amasya asfaltının 9 km.sinde bulunan köyün ulaşım sorunu bulunmamaktadır. Uzaklığı 9 km. olan köyün rakımı 1200 metredir. 100 haneden oluşan köyde, 450 büyükbaş, 3000 küçükbaş hayvanın bulunduğu köyün geçimi tarım ve hayvancılığa dayanır. Tarımda çiftlik gübresinin yanısıra fenni gübre kullanılmaktadır. Eğitim ve öğretime 1964 yılında başlanmış olup, 1986 yılında 3 derslikli, 2 lojmanlı yeni bir ilkokul yapılmıştır. Okuma yazma oranı % 95'dir. Halk Eğitim Merkezi tarafından açılan biçki-dikiş kursları büyük ilgi görmektedir. Sağlıkevi 1986 yılında yapılmıştır. Tedavi yöntemleri tıbbidir. Hastalık halinde doktora başvurulur. Yaygın olan ishal ve su çiçeğinin yanında kaba kulak hastalığı da görülmektedir. Akraba ve komşu ilişkilerinin çok zayıf olduğu köyde evvelden beri devam eden kan davası günümüzde de sürmektedir.